🌫️ Ölecek Olan Insan Öleceğini Hisseder Mi

İnsanzayıf olarak yaratılmıştır ki, bir kul olarak Yaratıcımız olan Allah'a karşı olan acizliğini anlayabilsin ve dünyanın geçici bir mekan olduğunu fark edebilsin. İnsan ne zaman nerede doğacağını, hangi vakitte, ne şekilde öleceğini belirleyemez. Yani onun görüp, yanındakilerin göremedikleri şeylerle ilgilidir. (Bütün amelleri kendisine haber verilir.)" 1 âyetinin tefsirinde Hasan-ı Basri’nin (v. 110/728) şöyle dediğini Suyûtî (v. 911/1505) haber vermiştir : "Ölümü anında o kişinin hafaza melekleri iner ve ona hayır ve şer, bütün yaptıkları arzolunur. Titreyen bir sesle doktora sordu: “Hemen mi olecegim?..”. Kucuk doktoru yanlis anlamis, ablasina vucundaki butun kani verip, olecegini sanmisti. Bu yazıyı bizimle paylaştığı için Sn. Melike ‘ye kendinigelistir.com olarak teşekkürlerimizi sunarız. Derleme : Özgür ŞAHİN – kendinigelistir.com. Yasaklı. Doğan Cüceloğlu ' ndan Bir Yazı. Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? Bir Katılımcı: Hocam Allah´a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok. Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti. bir şey söyler misiniz? Aslında anlamaz her hasta olan ölüyor mu; aylarca yattığı halde kalkıyor. “Ama yaşlı, Korkut” Olsun. Yaşlıysa hasta olunca ölecek öyle mi? Ben mesela 90'ın altında hasta olduğum zaman öleceğimi düşünmem. Sonrasında da durumuma bakarım ki yine ölmeyebilirim. Öleceğini anlamaz da biz anlaştırıyoruz; etrafına toplanınca “Vaktim geldi” Ya ölecekse ölsün ADI Brittany Maynard, 29 yaşında. Her insanın kafasının köşesinde mutlaka olan bir soruya kesin cevabı bir tek o biliyor. "Ne zaman öleceğim?" sorusuna bir tek o günü ve saatiyle kesin Bir Saatiniz Kaldı – Dr. Nazım İntepe. Acil servisteydim. Mesleğe yeni başlamanın heyecan ve zevkini yaşıyor, ‘doktor bey’ hitabına alışmaya çalışıyordum. Her büyük hastahanenin acil servisinde olduğu gibi, burada da nöbet hareketli geçiyordu. Tecrübeli uzman hekimlerin yanında, bana pek sorumluluk düşmüyordu. Hernefis ölümü tadacaktır ayetinde cinler, şeytan ve melekler de ölecek mi? Ezelî ve ebedî olan yegâne varlık Allah Teâlâ’dır. Dolayısıyla O’nun dışındaki bütün varlıkların bir başlangıcı ve bir sonu olacaktır. kendimi her şey yerine koyabiliyorum da bir insan yerine koyamıyorum yasemin. ucunda kafamı döndürecek şeyler olan sigaraya dahi benzetirken kendimi, herhangi bir insana benzeyebileceğim düşüncesine giremiyorum. insan olarak ölmek benim için korkunç bir son olurdu. çünkü kötüydü şimdiye dek tanıdığım her insan. sczhK9o. Ölüm aniden gelir. Hazırlıksızdır. Vedalaşamaz, vasiyetini söyleyemez. Belki olgun yaşta da değildir. Ama bu iş, böyle işte. Geleceğinde mazeret dinlemez. Niçin sorusunun cevabını vermez. Aslında ölen çaresiz olduğu gibi, ölüm de çaresizdir. Git denir o da gelir. Ölümün dili yoktur. Konuşmaz. Ölümün dili ölenlerin halidir. Ölenler susarak, uzanarak, sessizleşerek ölümü anlatırlar. Bazılarının ölümden haberi vardır. Sezerler, sezinlerler, hissederler. İçlerine doğar. Ya bir sezgi ile ya bir rüya ile ya da başka bir şeyle anlarlar. Bazen anlatamazlar. Bazen anlatsalar da, dilleri ipuçlarını verse de aslında kendileri bunun farkında değillerdir. Ölecek adam öleceğini anlatır ama farkında değildir. Bazıları bunu hissettikleri için tevbe şansını yakalarlar. Tevbe ile temizlenme sürecine girerler. Bazılarına ölüm bir hediye gibi gelir. Aniden, çektirmeden, incitmeden, süründürmeden. Bazen ölüm öncesindeki hastalık süreci, felçlilik hali, ağrı, sızı, bilinçsizlik günleri onun için bir kefarettir. Temizlenme vesilesidir. Belki Allah o tür insanları huzuruna bunca günahıyla almak istemez, ölüm öncesindeki bu süreçte onları temizler, çektikleri bu sıkıntılar onların günahsız veya daha az günahla gitmelerine vesile olur. Ölüm öncesinde temiz insanların yüzü daha da berraklaşır. Sessizleşirler,kabuklarına çekilirler. Genele yansıyan bir teslimiyet vardır. Farkında değillerdir. Ama, dünyevi şeylerden bir anda sıyrılırlar. Dünyanın içindedirler belki ama, ilgilerini azaltmışlardır. Bu elbette ki iyi bir göstergedir. Betona yapışmış gibi, dünyaya tutuklanmak, ölecek insanı elbette huzurlu kılmaz. Böyle bir insan gittiği yerde de elbette hoş geldin, sefa getirdin sözleriyle karşılanmaz. “Kişi ölmeden evvel cennet veya cehennemdeki yerini görmeden ölmeyecektir” hadisi insanların son andaki halini anlatır. Nicesi vardır ki yüzü simsiyah, mosmor, endişeli, korku dolu bir halde ölüme teslim olur. Elbette ki ölüm ondan, o da ölümden memnun değildir. Zaten bu halleri İslam âlimleri iyi olmayan bir hale örnek tür insanların hali yüce Allah’ın vereceği karara kalmıştır. Kötü bir yaşantı, faydasız bir ömür, merhametsiz bir geçmiş, iyilikten uzak bir hayat süren kişinin, son demlerinde bu saydıklarım da görülürse, bizim böyle bir insana iyi dememizin bir anlamı yok ki. Bazı insanlar ölürken terlerler. Yüzleri güler. Burun delikleri açılıp kapanır. Alınlarında ter birikir. Hafiftirler. Yüzlerinde sevinç işareti vardır. Bir de bu insanların hayatı iyi ve temizse, rahmet ve sevgi doluysa, merhametle yoğrulmuşsa elbette ki iyi şeyler söylemek insanların ölürken akılları başlarındadır. Etrafında olup biteni görürler. Anlarlar. Son ana kadar iradelerini yitirmezler. Kuran okurlar, dua okurlar. Hatta Kuran okunmuyorsa çevresinde ikaz ederler, okuyun diye. Nereye gittiklerinin farkındadırlar. Yolun da, yolculuğun da bilincindedirler. Kendilerine telkin edilen -fısıldanan- şehadeti Eşhedü ella ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah- şehadet ederim ki Allah birdir ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir veya kelime-i tevhidi La ilahe illallah Muhammedür Resulullah; Allah’tan başka ilah yoktur Hz. Muhammed onun resulüdür cümlelerini rahatça, pürüzsüz söylerler. Böylece Hz. Peygamber’in müjdesine ulaşarak öteki âleme göçerler. “Kimin son cümlesi La ilahe illallah olursa cennete girer.” Sonunda girer. Günahı çok olsa da ebediyen cehennemde kalmaz. Sonunda elbette cennetle ise ölürken akılları başlarında değildir. Bilinçleri yok denecek kadar azdır. Bu bilinç yokluğu iradesizlik anlamındaki bilinç yokluğudur. Olaylara hâkim değildir. Ne olup bittiğinin farkında değildir. Okunan Kuran-ı Kerim’e tepki vermez. Okunan kelime-i tevhide katılmaz. Etrafındaki insanların farkında değildir. Gittiği yolun hiç farkında değildir. Çünkü yolcu belki yola çıktığını da ölecek olanın duygu dünyasında depremler, şimşekler, kasırgalar, tufanlar kopmaktadır. Bütün bunlara teslim olmuştur. Bazen gözlerinin önünden, ölen babası, arkadaşları, tanıdıkları birbiri ardında siluet gibi belirir ve geçer. Mırıldanır. Onlarla konuşur gibi yapar. Siz onu seyrederken mırıldandığını, bir şeyler söylemek istediğini anlarsınız. Bazen gerçekten de söylemek isteyip de söyleyemediği şeyleri mırıldanır. Şairin dediği “Ölecek miyim tam da söyleyecek çağımda, söylenmedik cümlelerin hasreti dudağımda” sözüne ne kadar yakışan bir haldir bu.* * * Söylenebilecek her güzel şeyi söylemeye çalışın. Sevdiğinize onu sevdiğinizi söyleyin. Annenize, babanıza, evladınıza ve başkalarına. Haykıramayacak o hale gelmeden önce haykıracak bir şeyiniz varsa haykırın. Paylaşacak bir şeyiniz varsa paylaşın. Yapıcı olun, olumlu olun. Çünkü ölümlüsünüz. İyilik ve rahmet kapılarını açın, örtmeyin. Örtmeyin ki son anda size de kapı örtülmesin. Koma sekerat anı dünyanın son, ahretin de ilk durağıdır. İki kapılı bir yerdedir kişi. Zor bir dönemeçtir. O dönemeçten hepimiz geçeceğiz. Bizden öncekiler yaşadılar. Biz de yaşayacağız. Elbette ki çetin ve zor bir haldir. Orada sözün, kelimenin, nefesin, nefsin, kudretin, kuvvetin, iktidarın, makamın, mevkiin, rütbenin, mansıbın sözü geçmez. Muktedir olan yüce Rabbin sözü geçer. Orayı tam teslimiyetle, Rabbe sığınarak geçmek için, oraya hazırlanmaktan başka çare yok ki...SORALIM ÖĞRENELİMKötülük yapmayı düşünmek sorumluluk getirir mi? / Ali Ar/MuşKişinin yaptığı her iyilik ve kötülük kayıt altına alınmaktadır. Kalpte oluşan iyi ve kötü dileklerin de Allah katında bir itibarı elbette vardır. Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur “Kişi bir iyilik yapmayı düşünür de yapmazsa Allah onun için bir sevap yazar. Hem iyilik düşünür hem de yaparsa ona sevap yazılır ve bu sevap yedi yüz kata çıkar. Ama bir kötülük yapmaya niyet eder de yapmazsa yapmadığı için bir sevap yazılır. Ama kötü bir işe niyetlenir ve hem de yaparsa ona bir günah yazılır. Buhari Rikak, 31Babamın bütün kazancı haramdı. Ve kul hakkıydı. Ben onun mirasını alabilir miyim? / Sezgin B./İstanbulBütün geliri haram ve kul hakkından geliyorsa bu mirası almanız haram olur. Alacaklılar biliniyorsa onlara iade edilir. Haram olan mal ise muhtaçlara dağıtılmalıdır. Ancak helal ve haram olan mal karışıksa, kişinin hissesinin bir kısmını dağıtması diğer miktarını da kendine ayırması caiz malından annesi olarak yiyebilir miyim? / Satı Korkmaz/DiyarbakırBir annenin çocuğuna zarar vermesi düşünülemez. İhtiyaç halinde bakımını üstlendiğiniz çocuğunuzun malından ölçülü olarak yiyebilirsiniz. Nisa Suresi’nin 6. ayeti bu konuda ölçü verir. Ama reşit yaşa gelen yetimin malından annesi çocuğun rızası olmadan yiyemez. Yetim olan çocuğun akrabaları malını kötü niyetli kullanıyorsa devlet olgunluk 15-20 yaş arası dönemine kadar ona kanuni bir vasi tayin edebilir. Bazen çevremde insanların konuşmalarını işitiyorum ve cahilliklerine çok şaşırıyorum. Çünkü hiçbir şey bilmedikleri halde çok kolay hüküm veriyorlar, üstelik son derece yanıldıkları halde kendilerinden çok eminler. Ölen bir kişinin arkasından uykusunda öldü, yüzü o kadar sakin ve nurluydu ki, hiç acı çekmedi’ diyorlar. Ya da aniden trafik kazası geçirip ölen bir yakınları için çok çabuk ölmüş, acı çekmemiştir’ diyebiliyorlar. Peki hakikaten bu doğru mu? Her şey gerçekten dışardan göründüğü gibi mi? Uykusunda ölen bir insan hiç acı çekmez mi?İnsanın bir konuda hüküm verebilmesi için mutlaka Kuran’a bakması ve Kuran’da o konuyla ilgili geçen ayetleri bilmesi gerekir. Aksi taktirde insan çok yanılır. Her şeyden önce ölen kişi mümin mi, yoksa inkarcı mı, ona göre düşünmek gerekir. Kuran bize bu iki insanın canının tamamen farklı alınacağını söyler. Müminler için ölüm anında herhangi bir acı ve ızdırap söz konusu değildir. Yani Müslüman ne kadar ağır bir acı içinde gözükse de, ya da bulunduğu yerde sakince yatsa da müslümanın ruhu kolayca alınır. Bir müslümanın aynı odada akrabalarıyla olduğunu düşünün. Ölecek olan müminin canı alınacağı an, kişi ölüm meleklerini tüm netliğiyle görür. Fakat odadaki diğer kişiler melekleri göremezler. Dolayısıyla Müslüman öleceğini anlar, fakat melekleri gördüğünü söyleyemez. Canını almaya gelen melekler son derece güzeldirler. Ölecek kişiye güzellikle, cenneti müjdeleyerek, selam ve sevgiyle yaklaşırlar. Dolayısıyla mümin kendisinin sonsuza kadar cennet nimetlerine kavuşacağını canının güzellikle alınması sayesinde anlar ve güzellikle canını teslim eder. Mümin ölüm anında acı çekiyor gibi gözükse bile gerçekte acı çekmez. Bu Allah’ın büyük bir sırrıdır. Allah mutlaka ayette belirttiği gibi canlarını güzellikle melekler, güzellikle canlarını aldıklarında "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." NAHL SURESİ / 32İnkar eden bir insanın ölüm anında hissettikleri ise apayrıdır. Siz o insanı yatağında sakince öldüğünü zannedersiniz. Halbuki Allah inkarcıların canlarının sırtlarına vurularak, korkunç acılarla alındığını bildirir. İnkarcının ruhu adeta bir dikenin içinden pamuğun yırtılarak çekilmesi gibi alınır. O zaman inkarcı kendisinin küfrünü, riyakarlığını ve sahtekarlığını anlar. Aynı zamanda sonsuza kadar sürecek cehennem hayatının başladığını ve orada kendisini nasıl azapların beklediğini de anlar. Fakat inkar eden kişi de yanındakilere melekleri gördüğünü söyleyemez, acı çektiğini ve canının dövülerek alındığını anlatamaz. Sakince yatağında yatıyor gözükür, halbuki gerçekte haykırarak ağlayıp bağırıyordur. İnsanların en çok aldandığı konulardan biri de budur. O kişinin sakince güzellikle cennete gittiğini düşünürler. Halbuki gerçek çok farklıdır. İnkarcı sırtına ve yüzüne vurularak, ağlayıp sürüklenerek cehenneme atılmaktadır. Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara "Canlarınızı bu kıskıvrak yakalanıştan çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek yüz çevirmeniz dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" dediklerinde bir görsen... EN'AM SURESİ / 93Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak "Yakıcı azabı tadın" diye o inkâr edenlerin canlarını alırken görmelisin. ENFAL SURESİ / 50Mümin tüm hayatını Allah rızasına göre geçiren, Allah’a şükreden, ibadet eden, sürekli Allah’ı anan kuldur. İnkarcı ise Allah’a isyan eden, riyakar, sahtekar, şükretmeyen, asla ibadete yanaşmayan, ahireti inkar eden kuldur. Dolayısıyla ne ikisinin ölümü bir olur, ne ahirette sonsuza kadar yaşayacakları yer bir olur. Bir konuda insan eğer Kuran’la düşünüp, Kuran’la hüküm vermiyorsa, ölürken çok büyük bir acıyla ve pişmanlıkla karşılaşmayı beklemelidir. Denir ki; ölecek olan insana son anında her şey gösterilir. Cennetlikse cennetteki yeri, cehennemlikse cehennemdeki yeri gösterilir. Hz Ali; "Ölecek kişi ahiretteki yerini görmeden can vermeyecektir" der. Bazen nura benzer bir ışık demeti yaklaşır. Bazen kapkaranlık bir görüntü insanı sarar. Son nefesini veren bir sahabi, Hz Peygamber'e sav şöyle dedi "Ya Resulullah, üstüme siyah bir ışık geliyor" efendimiz dua ettiler, siyah ışık kayboldu. Son nefese gelinceye kadar tevbenin yararı vardır. Elbette ki daha önce kişinin imanı varsa. Ama hiçbir şeye iman etmemişse, son nefeste daha doğrusu can boğaza dayanınca imanın ve tevbenin faydası olmaz. Biz buna, Firavun tevbesi deriz. Yunus Suresi 90, Nisa 18 Çünkü Firavun bütün hayatı boyunca ilahlık iddiasında bulundu ama son anda, "Musa'nın Rabbine iman ettim" diyecekken imanı geri çevrildi, kabul görmedi. ÖLÜM MELEĞİ Ölecek kişi ölüm meleğini görür. Müminin ruhu şöyle alınır Bir koyunun derisi nasıl rahatça çekip çıkarılıyorsa veya bir yün yumağına giren iğne nasıl kolay alınıyorsa, işte ruhu öyle alınır. Elbette ölüm anının bir sancısı sekarat vardır. Nitekim son anında Peygamberimiz sav, "Ölümün sekaratı vardır" buyurarak, bunu fiilen bize haber vermiştir. Hatta Hz Aişe ra, Resulullahın son anında alnının terlemesi ve sekarattaki duasını görünce, "Ölürken zorlanan hiç kimseyi artık küçümsemem" diyecektir. Peki, neden güzel insanların sekaratı, son anı bazen zor olur ? Şundan dolayı; Allah, ufak tefek günahı da olsa müminin huzuruna temiz gelmesini ister. Bundan ötürü son nefeste ona biraz sıkıntı tattırır ki, tertemiz Rabbe varsın veya manevi derecesi artsın diye. Hz. Ömer der ki; "Kişinin tevbesi yetmemişse, sekeratı zor olur ki, ruhu cennete uzansın" Elbette ki Peygamberin son anı bu yorumlarla anlatılamaz. Onların Allah'la ilgi ve ilişkileri tamamen farklıdır, naz makamında değerlendirilmelidir. Bazen kötü ve zalim insanın son anı kolay olur. Bu dış görüntü bizi aldatmamalıdır. Ahiretteki sıkıntısı hafiflemesin diye, dünyada kolay bir ölüm nasip edilmiş olabilir. Bazı İslam alimleri ise bunu şöyle yorumlamışlardır Böyle insanların iyi işleri olmuşsa, bedelini dünyada alsın diye, ölümü kolaylaştırılır. Ömer Bin Abdülaziz'in şöyle dediği aktarılır; "Sekaratımın hafif olmasını istemem. Zira o günahlarıma kefarettir." Kişi son anında öleceğini anlar. Dışarıdaki hadiseleri göremez ama duyar. Zira kişinin son kaybolan duyu organı kulağıdır. Bundan ötürüdür ki Peygamberimiz sav ölmek üzere olan bir kişiye Kelime-i Tevhidi, "La ilahe illallah Muhammedur Resulullah" Allah'tan başka yaratıcı yok, Muhammed Sav O'nun Resulüdür. kelimesini hatırlatın buyurur. Elbette ki bu hatırlatma uygun bir ses tonuyla ve zorlayarak değil, uygun sesle ve ortaya söylenmiş gibi söylemelidir. “Sanki öleceğini biliyordu” sözü ne kadar doğru? İnsan kendi öleceğini hisseder mi? Pravda gazetesinde yer alan habere göre William Green, Stefan Goldstein ve Alex Moss adlı doktorlar, bazı insanların, ölümlerine kısa süre kala bunu hissettiklerine yönelik iddiaları VEDALAŞMIŞTI, ÖLECEĞİNİ BİLİYOR GİBİYDİ!Gazetelerde çıkan bazı ölümlü kazalardan sonra kurban yakınlarının "Daha dün ölümden söz etmişti. Sanki hissetmiş", ya da ani kalp krizi sonucu ölen kimi kişilerin yakınlarının "Bütün işlerini yoluna koymuştu. Herkesi arayıp konuşmuştu. Sanki vedalaşmıştı" şeklindeki açıklamalarını toplayan üç doktor, daha sonra geniş kapsamlı bir araştırma başlattılar.<ÖLENLERİN ORTAK ÖZELLİĞİ "MELANKONİK RUH HALİ"Hastanelere gelen ani ölüm vakalarında ölen kişilerin yakınlarıyla görüşüp, hastanın profilini ve son aylardaki davranışlarındaki değişimi ortaya çıkaran üç doktor, sonunda tüm kayıtları bir raporda toplayıp, bu kişilerde, ölüm tarihine yakın dönemde gelişen ortak durumları raporda "Ölüm tarihine yakın günlerde bunu hissetmiş gibi algılanan kişilerde, spesifik bir psikolojik durum söz konusu. Ortak davranış biçimi, işlerini yola koymak ve melankolik bir ruh hali şeklinde özetlenebilir" YAKLAŞIRKEN SALGILANAN HORMONBu garip melankoli durumu "merkezi sinir sistemini, mutlak sona hazırlayan hormonal bir değişiklik" olarak açıklayan üç doktor, bir süre önce Polonyalı fizik uzmanı Janusz Slawinsky'nin ortaya attığı tezi hatırlattılar. Buna göre ölmek üzere olan bir organizmanın her hücresi belli bir anda, ani bir radyoaktif dalga yayıyor. Dr. Stefan Goldstein'a göre ise "garip melankoloik durumu yaratan hormonal değişim ile bu rafyoaktif dalga birbirine bağlı" diyor. Ancak bu konuya açıklık getirebilmek için yıllar sürecek araştırmalar şart.

ölecek olan insan öleceğini hisseder mi