🫏 Dar Kanal Hastalığı Ihmale Gelmez
MersinSistem Cerrahi Tıp Merkezi. Atatürk Cad. No: 66 33780 Çamlıbel MERSİN +90 324 237 59 59 (pbx) +90 324 237 47 58. info@mersinsistem.com
Darkanal rahatsızlığı basitçe omurların yapısının bozulması ile ortaya çıkmaktadır. Bu yapılar tekrar eski haline gelmediği için kendiliğinden geçen bir rahatsızlık değildir. Dar kanal belirtileri istirahat ve ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilmektedir. Bu tedavi yönteminin işe yaramadığı durumlarda ise
Darkanal ameliyatı zorluk derecesi bakımından bel fıtığından daha kolaydır.Omurgalar arasındaki kıkırdak genelde alınmaz.Bu nedenle ameliyat sonrası hasta daha kolay ayağa kalkar ve çabuk iyileşir. 4- Omurilik kayması:(Spondilolistezis) Bel omurlarının yerinden kaymasıdır.
Dar kanal hastalığı için konservatif tedaviler arasında ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi, egzersiz, yüzme gibi yöntemler yer alır.
2days agoGaziantep Özel ANKA Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Karakan, son dönemde korona virüs vaka sayılarında yaşanan artışa dikkat çekerek, virüsün artık daha hızlı bulaştığına dikkat çekerek, tedbiri elden bırakmamak gerektiği konusunda uyardı. Dr. Karakan, "Covid-19 solunum yollarında enfeksiyon yapan bir
K6QHt. Diyabet, yetersiz beslenme ve kullanılan bazı ilaçlar; diş etlerinizin normalden daha çabuk ve daha fazla tahriş olmasına sebep olabilir Yapılan araştırma sonuçlarına göre, diş eti çekilmesi üzerine değişik faktörlerin etkisinin olduğu bildirilmiştir. Bunlar; temel olarak yapısal faktörler, iritan faktörler ile dişeti iltihabı ve periodontal hastalıklar olarak sıralanabilir. Uzun kas ataşmanları, diş köklerinin morfolojisi, uygunsuz diş kapanışları, dişlerin diş arkı dışında yer alması gibi yapısal faktörlerin yanı sıra; travma, yanlış diş fırçalama, fırçalama süresi ve sıklığı, anormal ortodontik kuvvetler, bakteri plağı ve diş taşı, kötü alışkanlıklar diş aralarına sık sık kürdan, toplu iğne gibi yabancı cisimler sokulması, tırnak yeme, kalem ısırma vb., hatalı dolgu ve protezler gibi iritan faktörler de diş eti çekilmesine neden olur. Diş eti çekilmesi bulunan kişilerde çekilmelere bağlı olarak çeşitli şikayetler görülebilir. Bu şikayetler şöyledir Kök/diş hassasiyeti Kök çürükleri Estetik problemler Dişi kaybetme korkusu Pulpa hastalıkları Diş eti çekilmelerinin sonucunda dişlerin klinik kron boyları artar ki hastalar özellikle ön bölgede dişlerini uzamış gibi hissederler ve estetik sorunlar ortaya çıkar. Çoğu kişi için bu durum aşırı hassasiyet ve kök çürüklerinden daha önemlidir. GEREKİRSE CERRAHİ UYGULANABİLİR Diş eti çekilmelerinde etkene yönelik tedavi yapılmalıdır, daha sonra eğer gerekli ise çeşitli cerrahi yöntemlere başvurarak diş eti çekilmesi kapatılabilir. Örneğin; çekilme hatalı ve sert fırçalama ya da çeşitli alışkanlıklara bağlı olarak geliştiğinde öncelikle bu faktörler ortadan kaldırılmalıdır, ya da etken periodontal hastalık ise hastalık kontrol altına alınmalı ve ilerlemesi engellenmelidir. İleri derecede problemli ve cerrahi olarak tedavi edilemeyen durumlarda dolgu, kron gibi restoratif işlemlere başvurulabilir. Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber; sigara, sistemik hastalıklar, ilaçlar, stres ve beslenme gibi diğer unsurlar da diş eti sağlığını etkileyebilir. Aynı zamanda genel vücut sistemini etkileyen hastalıkların veya durumların dental tedaviler esnasında herhangi bir komplikasyon oluşturmamaları amacıyla da dikkatli davranılmalı ve diş hekimi konuyla ilgili muhakkak bilgilendirilmelidir. Diş eti hastalığı oluşmasına neden olan etmenler şunlardır Sigara Sigara, bilinen genel zararlarının yanında periodontal hastalık görülme riskini de artırır. Yapılan çalışmalar, periodontal hastalık gelişiminde ve ilerlemesinde sigaranın çok önemli bir risk faktörü olabileceğini gösterir. Bu çalışmalarda; sigara içenlerde içmeyenlere kıyasla daha fazla diş taşı oluştuğu, sigara içenlerin daha derin ceplere sahip oldukları ve kemik ve dişi destekleyen dokularda daha fazla kayıpları olduğu bildirilmiştir. Ayrıca sigaranın içerisindeki kimyasal maddelerden ve ısı etkisinden dolayı birçok olguda diş eti iltihabı belirtileri maskelenmektedir. Bu nedenle gerçekte iltihaplı olan diş eti kanamadığı için hasta çoğu zaman periodontal hastalığın ve diğer sorunların farkında değildir. ERGENLİK, HAMİLELİK VE MENOPOZ Bu özel dönemlerde hormonlarda meydana gelen değişimlerden dolayı vücuttaki pek çok dokuda olduğu gibi diş eti dokusunda da etkilenmeler meydana gelir ve bu durumda dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olur. Bu nedenle, bu dönemlerde bakteri plağını kontrol altında tutabilmek için günlük diş fırçalama ve diş ipi kullanımına ekstra özen göstermek çok büyük önem taşır. Diyabet Diyabet, insulin hormonunun yokluğu, yetersizliği veya etkisizliği nedeniyle, hiperglisemi ile birlikte özel komplikasyonlara da yol açan bir hastalıktır. Diyabetik hastalarda ağızda görülen en tipik değişiklik, tükürük akış hızı ya da miktarında belirgin farklılık yaratmayacak ölçüde ortaya çıkan ağız kuruluğudur. Kontrolsüz diyabetiklerin ağızlarında kuruluk, yanma, tat duyu organı dil papillalarında kayıplar oluşabilir. Ayrıca diyabetiklerde kan şekeri yükseldiğinde diş eti oluklarındaki glukoz miktarı da iki misli artar. Böylece ağızdaki tükürük bezlerinde ve diş etinde glukozun artmasıyla ağızda yaşayan bakteri florası da olumsuz etkilenir. Diyabetli hastalarda enfeksiyon gelişme riski yüksektir. Bu nedenle diyabetlilerde periodontal hastalıklar daha kolay gelişebilir ve daha şiddetli yıkıma yol açabilir. Özellikle kontrol altında olmayan diyabette, periodontal hastalığın şiddeti ve doku yıkımı daha da artmaktadır. Periodontal hastalığı olan bireylerde, diyabetin alveoler kemik yıkımı hızlandıran ve şiddetlendiren bir etken olduğu gösterilmiştir. Diyabet, periodontal hastalık için bir risk faktörü olmakla birlikte; periodontal hastalık, diyabetin bir komplikasyonu olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, diyabetli hastalarda periodontal hastalık oluşma riskinin ve hastalığın şiddetinin daha fazla olduğu bilinmektedir. Ayrıca diğer tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi; periodontal enfeksiyonun varlığı da diyabetin metabolik kontrolünü zorlaştırır. Diyabetik hastaların ağız-diş bakımlarına özen göstermelerinin yanı sıra düzenli diş hekimi kontrolünde olmaları gerekir. Ağızda bir sorun ya da çok sayıda çürük dişler mevcutsa, bu durum enfeksiyon odağı yaratarak kan şekerini yükseltebilir. Şiddetli ve yaygın ağız-diş sorunları bulunan diyabetin kontrol ve düzenlenmesinde güçlüklerle karşılaşılabilir. Stres Stresin periodontal hastalık açısından da bir risk faktörü olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu çalışmalar, stresin enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırdığını ve periodontal hastalığa yatkınlığı artırdığını göstermiştir. Yetersiz beslenme Yetersiz ve kötü beslenme, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyerek enfeksiyonlarla mücadelesini zorlaştırır. Periodontal hastalıklar da ciddi enfeksiyonlardır, yetersiz beslenme durumunda diş eti iltihabının şiddeti artabilmektedir Diş eti çekilmesi yaşandıktan sonra aslında diş etleri bir daha geri gelmez. Diş eti çekilme tedavileri, bir anlamda diş eti çekilmesini önlemek ve diş eti çekilmesinin ilerlememesine yönelik uygulanır. Diş eti çekilmelerine etken olan bakteriler ve diş eti taşları, diş etlerinin altından kazınarak temizlenirler. Açıkta kalmış olan bakterilerin ve diş taşlarının yapıştığı kök yüzeylerini temizleyerek aslında diş etinin sağlıklı bir hal alarak kök yüzeyine yapışmasını sağlarız. Bütün tedavilerin genel amacı budur. Bazı ilaçlar diş etinin bozulmasına sebep olur Bazı ilaçlar, diş etinde özel değişiklikler meydana getirerek ve ağız içi diğer dokuları etkileyerek ağız sağlığı üzerinde olumsuz etki gösterirler. Bunlar; doğum kontrol hapları, antidepresanlar, bazı tansiyon-kalp ilaçları, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar, sara tedavisinde kullanılan ilaçlar, astım tedavisinde kullanılan ve kortizon içeren sprey formundaki bazı ilaçlardır. Böyle bir durumda diş hekimi ve tıp doktoru konsültasyon yapmalıdır. Doğum kontrol ilacı kullanlarda, diş etinde lokal iritanlara karşı abartılı bir cevap ortaya çıkar. Enflmasyon hafif bir şişlik ve kızarıklıktan ibaret olabileceği gibi, şiddetli bir tablo da söz konusu olabilir. Sistemik hastalıklar Diyabet gibi bazı sistemik hastalıklar ve bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da periodontitisin şiddetini ve tedaviye verdiği yanıtı etkiler. Lösemi, AIDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar diş etlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir. Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu durumlarda diş eti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür. 14/05/2017
Yürürken bacaklarınızda ağrı, uyuşma,tutulma, bununla birlikte oturma ihtiyacı hissediyorsanız dikkat! Teşhisi oldukça zor olan “dar kanal” hastalığı riski taşıyor olabilirsiniz. Kamuoyunda özellikle fıtıklarla karıştırılan “dar kanal” hastalığı; sinsi bir şekilde seneler içerisinde vücudu ele geçiriyor. Vücut giderek öne eğilmeye başlıyor. Yürüme mesafesi 200 metreye indiğinde hastalarda kısmi felç ortaya çıkıyor. Kamuoyu tarafından çok fazla bilinmeyen dar kanal hastalığı spinal stenoz konusunda uzmanlar uyarıyor. Teşhisi oldukça güç olan bu hastalığın fıtıkla karıştırılması hayatınızı kabusa çeviriyor. Dar kanal; omurgayı oluşturan omur kemiklerinin ortasında yer alan omurilik kanalının ön-arka ve/veya sağ-sol çaplarının daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği bazı seviyelerde kum saati gibi boğması sonucu oluşuyor. En çok bel ve boyun omurlarını tutuyor. Bu sinsi hastalığın belirtileri; yürürken veya ayakta iken ağrı, uyuşma, bacaklarınızda tutulma ve durma ihtiyacı gelmesidir. Çoğu zaman fıtık belirtileri ile kendini önceden belli eden dar kanal hastalığı en az bel fıtıklı hastalar kadar, hatta onlardan daha fazla teşhis ve tedavide önem taşıyorlar. Çünkü bu hastalar; ya yanlışlıkla bel fıtığı tanısı almış ve tedavileri ileri yaşları nedeni ile rafa kaldırılmış ya da ameliyat platin takmayı gerektirdiği için korkutucu ve riskli hastalık grubunda kabul edilip bilerek ihmale uğramış kişilerdir. Erken teşhis olmazsa geri dönüşü olmayan hasarlar ortaya çıkar Dar kanal zamanında tedavi edilmezse sonuçları itibariyle hastayı geri dönüşü olmayan nörolojik tablonun içine sokacağını belirten Doç. Dr. Cahide Topsakal “Hastalar kaçıncı yılda olurlarsa olsunlar mutlaka ameliyat edilmelidirler. En azından olanı korumak gerekmektedir. Aksi takdirde hasta yatalak noktaya gelebilir” dedi. Dar kanalın boyunda gelişmesi durumunda bazen omurilikte yaralar açabileceğine dikkati çeken Topsakal “Açılan yaralar, hem kolları hem bacakları etkileyecektir. Hastalar yürürken bacaklarına tutulma geldiğini ve durmak zorunda kaldıklarını ifade etmektedirler. Bu durum, hastalara çok acil ameliyat gerektirir” diyerek konunun hassasiyetini belirtti. Bel fıtığı ve dar kanal neden karıştırılıyor? Her iki hastalıkta da bacak ağrısı, uyuşma ya da güç kaybı gibi benzer bulgular olabileceği için aradaki farkı anlamak zorlaşabiliyor. Ancak “Dar kanal” hastalığının teşhisinde beyin sinir cerrahisi uzmanına görünmek büyük önem taşıyor. Bel fıtığı ile dar kanalbulgularının birbirine çok fazla karıştırıldığının önemini vurgulayan Doç. Dr. Topsakal “Her iki hastalıkta da bacak ağrısı, uyuşma ya da güç kaybı olur. Ancak bel fıtığında olay genellikle tek taraftadır. Dar kanalda ise genellikle iki bacağı birden tutar. Dar kanal sadece ayakta iken güç kaybı yani geçici felç ya da uyuşma şeklinde gelirse doktorlar tarafından da kolaylıkla atlanır. Sadece uyuşma ile gelen dar kanal hastası doktora gitmesi gerektiğini anlayamayabilir. Kısacası dar kanal her zaman ağrı ile gelmek zorunda değildir. Hem ağrı, hem uyuşma hem de güç kaybı bir arada olursa teşhisi daha kolay olmaktadır” dedi. Oturmadan bir seferdeki yürüme mesafesi 500m altına inince artık hastanın ameliyatlık olunduğunun altını çizen Doç. Dr. Topsakal “Bu dönemde henüz ayakta felç yoktur ancak hastalar yine de ameliyata alınırlar. Yürüme mesafesi 200metreye indiğinde hasta farketsin ya da farketmesin artık ayakta ya da bacakta güçsüzlük yani kısmi felç başlamıştır. Geçici felç kalıcı felç aşamasına geldiğinde ameliyat başarısı düşer. Geç kalınmış olunsa da olanı koruyabilmek için mutlak ameliyatla darlığı açmak gerekir” dedi. Hasta, ameliyattın ertesi günü iyileşme belirtileri gösteriyor Bu ameliyatın kesinlikle tecrübeli ellerde yapıldığında hastanın farkı hemen görebileceğini dile getiren Doç. Dr. Topsakal “Dar kanal beklemeye gelmez. Felçli aşamada yapılan ameliyatın başarısı felçsiz aşamaya göre çok düşüktür. İleri felç hastayı sonunda yatalak yapar. Hasta altına kaçırmaya başlayabilir. Fakat ehil ellerde yapılan ameliyatın ertesi günü olumlu etkileri hemen görmek mümkün oluyor. Öne eğik yürüme ortadan kalkıyor. Boyun dar kanal ise bacaklardaki tutukluk ortadan kalkıp kollar canlanıyor. Bel dar kanal ise hasta bacaklarına kuvvet geldiğini hissediyor. Gerçek anlamda iyileşme bir yılı alıyor. Hasta 3. gün taburcu ediliyor” dedi. Ameliyat sonrası vidalar kırılırsa ne olur? Bu sistemin erken dönemde kırılabilmesi için hastanın travmaya maruz kalması gerekiyor. Yine de telaşlanmamak gerekiyor. Çünkü sinire zarar vermiyorlar. İlk 3-4 aydan önce kırılmışsa kırılanın yenilenmesi gerektiği önemle vurgulanıyor. Çünkü kemikler henüz kaynamamış durumda oluyor. Vidalar nasıl uygulanıyor? Çıkartmak gerekir mi? Vidalar bugüne kadar ne dünyada, ne de Türkiye’de asla ve asla körlemesine gönderilmediğini söyleyen Doç Dr. Topsakal “Daima skopi denen görüntüleme yöntemi ile uygulama yapılır. Bu cihaz hemen her hastanede bulunmaktadır. Vida göndermek için fazla kompüterize cihazlara gerek yoktur. Bazı cerrahlar vidaları 2 yıl sonra çıkartmayı önerir. Gereği yoktur. Çünkü çıkartmak takmaktan zordur. Ancak hastanın psikolojisini bozuyorsa durum kişiye özel değerlendirilebilir” diyerek merak edilen konular hakkında bilgilendirdi.
Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. İLKGÜN HABER - Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Pandemi döneminde tüm dünyada kanser tanısının azaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Çil, bunun da Covid-19 endişesiyle hastaneye başvuru oranındaki düşüşten kaynaklandığını dile getirdi. Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve küresel yayılım gösteren Covid-19 dünya düzeninde köklü bir değişime neden olurken alışkanlıklarımızı da yeniden şekillendirdi. Pandemi öncesi en küçük rahatsızlığımızda hekime müracaat ederken, salgın sonrası Covid-19 bulaşma endişesi insanları hastanelerden uzaklaştırdı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi ve Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Timuçin Çil, hekime başvuru oranlarındaki azalmanın yakın gelecekte karşı karşıya kalacağımız ciddi sağlık problemlerinin habercisi olduğunu kaydetti. Pandemi döneminde tüm dünyada kanser tanısındaki azalmayı örnek gösteren Prof. Dr. Timuçin Çil, "Kanser azalan bir hastalık değil. Aksine artan bir hastalık. Ancak kanser belirtileri gösteren potansiyel hasta adaylarının bu süreç içerisinde Covid-19 bulaşma endişesiyle hastaneye ya da hekime başvurmadığını görüyoruz. Bunun sonucu olarak da kanser tanısında azalma yaşandı.. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bizi ciddi bir problem bekliyor. Hastaneye başvurulmamasından kaynaklı olarak erken tanı alacak hastaların, geç dönemde tanı alması ve hastalığın ileri evrelere ulaşması sorunuyla karşı karşıya kalacağız" dedi. "ERKEN TANI TEDAVİDE BAŞARIYI GETİRİR" Kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Timuçin Çil, "Kanserde erken teşhis hastalığın tedavisinde büyük önem taşıyor. Hastalığı ne kadar başında yakalarsanız tedavi süreci o kadar kolay ve başarı o derece yüksek olur. İlerleyen evrelerde ise tedavi zorlaşacağı gibi başarı oranı da düşecektir. Bu nedenle kanser belirtisi görülen hastalara en önemli önerimiz mutlaka ama mutlaka vakit kaybetmeden hekime başvurmaları yönünde" diye konuştu. Tedavi süreci devam etmesine rağmen hastaneye gitme konusunda çekinceleri bulunan hastaları da uyaran Prof. Dr. Timuçin Çil, "Virüs salgını endişesiyle hastaneye gitmemek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü kanser tedavisi acil bir tedavidir, geciktirilemez ve ertelenemez. Tanısı olup tedavi edilen veya takipteki kanser hastaları için ise; hastayı takip eden tıbbi onkoloğun uygun görmesi halinde kemoterapi süreleri ya da uygulanan diğer tedavi yöntemleri konusunda hastanın faydasına olacak şekilde değişiklik yapabilir. Bunun dışında hasta mutlak suretle doktoruyla irtibat halinde olmalı, tıbbı onkoloğun uyguladığı program dahilinde sosyal mesafe, maske kullanımı ve el hijyenine dikkat ederek hastaneye giderek tedavisini yaptırmalıdır" ifadelerini kullandı. Haber Ahmet AKGÜN Bu haber 476 defa okunmuştur. Editör Yusuf Kahraman
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili bilinmesi gerekenleri fıtıkları erkeklerde kadınlara göre 8 kat daha sık görüldüğünü dile getiren ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili konuyla ilgili görüşlerini fıtığı nedir?Karın içi organların özellikle barsaklar kasık bölgesindeki zayıf noktalardan dışarı doğru çıkmaya çalışması sonucunda oluşan şişliklere kasık fıtığı denir. Karın içi organlara ait fıtıklaşma en sık kasık bölgesinde görülür ve karın ön duvarı fıtıklarının yaklaşık %70-75’i kasık fıtıklarıdır. Dünya genelinde her yıl 20 milyon kasık fıtığı ameliyatı fıtığı neden oluşur?Kasık bölgesi karın ön duvarının en zayıf noktalarından biridir. Bu bölgede bulunan kanal inguinal kanal içinden erkeklerde doğumdan önce testisler geçerek olması gerek yere göç eder ve içinde testise giden damarlar spermleri taşıyan kanal kapanır. Kadınlarda ise bu kanaldan rahmi askıda tutan bağ geçer. Doğum sonrası kapanması gereken kanal kapanmaz ya da zayıf kapanırsa zamanla buradan fıtıklaşma olur. Ayrıca kasık bölgesinde kanal dışında 2 ayrı zayıf nokta daha vardır. Bunlardan biri bacak damarı kenarındaki femoral kanal diğeri içTüm kasık fıtıkları benzer midir?Kasık bölgesindeki farklı zayıf noktalardan kaynaklanan 3 çeşit kasık fıtığı vardır. Bunlar inguinal kanaldan geçen indirekt kasık fıtığı, kanaldan geçmeden iç kenarından çıkan direkt kasık fıtığı ve bacaktan dönen damar olan femoral damar kenarından çıkan femoral fıtıktır. Ancak kasık bölgesindeki fıtıkların %90’dan fazlası direkt ve indirekt olandır. Femoral fıtık yaklaşık %5-7 oranındadır ve sıklıkla kadınlarda durumlar kasık fıtığına neden olur?Karın kapalı bir ortam olduğu için karın içi basıncı artıran durumlarda organlar zayıf nokta olan kasıktan çıkmaya çalışır. Karın içi basınç artışı nedenleri;Kabızlık,İdrar yapma güçlüğü prostat büyümesine bağlıIkınarak işeme alışkanlığı Kadınlarda hamilelikKroniksürekli öksürmeKilo artışı obeziteSportif aktivite ağırlık antrenmanlarıKasık fıtığı nasıl belirti verir?Kasık bölgesinde ağrı ile beraber olan şişlik ya da ağrı olmaksızın sadece şişlik şeklinde belirti verir. Bazen şişlik olmadan yalnızca ağrı yaparak belirti verebilir. Kasık fıtıklarındaki şişliğin özelliği ıkınmak ve öksürmek gibi karın basıncını artıran manevralarda şişlik büyür, bazen şişlik çok büyüyerek erkeklerde skrotum denilen testis derisi içine doğru iner yatınca ya da el ile bastırıldığında kaybolur. Ancak bazı durumlarda elle yatma ya da elle bastırınca geri gitmez ise buna fıtık boğulması denir. Kasık fıtığı nasıl tedavi edilir?Cerrahi Tedavi Kasık fıtığı ve buna bağlı şikayetleri olan hastalarda cerrahi olarak fıtığın düzeltilmesi asıl tedavidir. Yakın Gözlem Kişinin günlük aktivitelerini bozmayan, ileri yaşta olup ameliyat riski taşıyan ve şikâyete sebep olmayan bazı fıtıklar cerrahın kararı yakından gözlemek şartıyla takip edilebilir. Medya Ege Kaynak Dikkat! Kasık fıtığı ihmale gelmez!
dar kanal hastalığı ihmale gelmez